Mozaikler tehlikede, çabuk olun!


JÜLİDE KARAHAN İSTANBUL

19 Kasım 2011,

2000'de Gaziantep Zeugma Müze Müdürlüğü arıyor: "Mozaikler tehlikede, aman koşun!" 1995'te Trabzon Müze Müdürlüğü arıyor: "Sümela'da duvar resimleri dökülmek üzere. Çabuk olun!" Sular yükseldiğinde, yağmurlar coştuğunda, tarihî eserler tehlike altında kaldığında kâğıt imzalamak için vakit kalmıyor ve hızla müdahale edebilecek restoratörlere ihtiyaç duyuluyor.

Zeugma Mozaik Müzesi Mozaikleri Restorasyon ve Teşhir Projesi Sorumlusu Celalettin Küçük ve N. Mine Yar; acil müdahale gerektiren öyle durumlarla karşılaşmışlar ki. Biri, 1995-96 kışında yaşanmış. Onların ağzından aynen: "Trabzon Müze Müdürlüğü aradı. 'Kültür Bakanlığı'na yazacağım ama cevabın dönmesi uzun sürer. Rica ediyorum hemen gelin. Sümela Manastırı'nın duvar resimleri kabardı, dökülmek üzere.' dedi. Mevsim kış, kar diz boyu. Normalde mayıs beklenir, ama o zamana kadar resimler kurur, dökülür. Beklemedik, kalktık gittik. Müdahale ettik. Kurtardık resimleri."

"Neden beklenir, hemen koşulmaz?" diye soruyoruz. Cevap: "Bu işler için pahalı malzemeler gerekiyor. O yüzden önce rapor yazılıyor, ne lazım diye. Sonra bütçe ve ihale... 3 teklif gelecek, biri kabul edilecek, görevlendirme yapılacak, harcırah çıkarılacak. Vakit geçiyor tabii. Bürokrasi... Aynı şey Gaziantep Zeugma Müzesi Mozaikleri için de geçerli. O zaman da çok hazırlıksız yakalanıldı. 2000 Mayıs'ında sular yükselmeye başladı. Ortada kazısı yapılmış bir alan vardı, 600 metrekare mozaik içinde... Acil yardım gerekti. Bakanlık, üniversiteler, yabancı kurumlar; herkes mozaikleri kurtarmaya kilitlendi."

Bütün eserler bu kadar şanslı olmuyor tabii. Kapadokya'da acil müdahale yapılmadığı için dökülen duvar resimleri, müze depolarında bakımı yapılmadığı için yok olan eserler, Kocamustafapaşa'da bundan 15 yıl önce bulunan Bizans Yazlık Sarayı mozaiği... Sonra ören yerleri ve höyüklerde bulunan ama zamanında restore edilmediği için yok olan mozaikler, eserler...

'TÜRKLER BU İŞİ BECEREMEZ!'

10 yıl devlet memuru olarak görev yapan Celalettin Küçük ve N. Mine Yar, 1997'den bu yana serbest çalışıyor. Şu anda Zeyrek Camii restorasyonuyla meşguller. Dediklerine göre Zeyrek'te 4 bin metrekare kalem işi var. Bisturiyle çalışıyorlar. Tek tek... Ama mutlular. Çünkü eskiden, 2000'lere kadar restorasyon sorumluluğu da kazılar gibi yabancılardaymış. Türkler bu işi beceremez, ancak yabancılar yapabilir denirmiş. Bu düşünceye en güzel cevap Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi ile verilmiş.

Ama genel olarak düşününce yine de yeterli değil. Türkiye'de restorasyon konusunda 4 yıllık eğitim veren üç üniversite var: İstanbul, Ege ve Konya Selçuk. Kocaeli'nde de açılacakmış galiba. İki yıllık bölümler de var ama yine de... Bu kadar çok tarihi eserin olduğu bir ülkede... Uzmanları bulmuşken boşlukları doldurmalarını istiyoruz: İyi restoratör... "Bir; duyarlı olacak, iki; yetenekli olacak. Sanatçı kimliği de lazım ama bir yandan da çok kontrollü olmalı. Ben diyemez. İmzasını atamaz. Çok emek verse bile adını geçiremez."

Yurtdışına giden eserler geri dönmüyor

Zeugma Müzesi Mozaikleri'nin restorasyonu bittiğinde, 2003'te, ciddi tartışmalar yaşanmış. Bir grup, Türkiye'de sergileme imkânı bulunmadığı için onları Amerika'ya sergilenmek üzere gönderme taraftarıymış. Diğer grup buna şiddetle karşı çıkmış. "Bütün mozaiklerin, Mars Heykeli dâhil; 6 ay orada, 6 ay burada dünyayı dolaşması demek bir daha geri dönmemeleri demek..." diyen Celalettin Küçük ve N. Mine Yar'a göre öyle bir şey kabul edilseydi bugün bir müzemiz olamazdı. Ayasofya'nın bahçesindeki türbelerin kapısında duran çinilerin de sadece restorasyon için gittiğini ama hâlâ geri dönmediğini hatırlatan ikili; bakanlığın, uyumlu olmayan ülkelere kazılarda izin vermeyeceğini açıklamasından çok memnun. Önce eserlerimiz, sonra kazı izinleri sayesinde pek çok eserin geri döneceğini düşünüyorlar.

http://www.zaman.com.tr/cuma_mozaikler-tehlikede-cabuk-olun_1203801.html